NEYE TUTUNURUZ ?
( Türkiye’de Orman Yangınları , Bireysel Çabalarımız ve Çaresizliğimiz)
İnsan çok daraldığında ne yapar ? Kalabalıktan , kuru gürültüden , çalışma hayatının stresinden , yaşam stresinden ve buhrandan neye kaçarız ? Ya da moralimiz bozulduğunda ilk kimi ararız ? Çoğumuz düşününce aynı cevabı verecektir. Annemizi ararız. Annemizi görmek isteriz. Bu insan için aslında sembolik olarak ana rahmine dönme istediğidir. Ana rahmi ; hayatın başlangıç yeri , hepimizin masum olduğu , hiçbir kötülüğün ulaşamayacağı en korunaklı yerdir. Peki neden doğaya “Doğa Ana” deriz ? Çünkü her insan bir anneden doğduğu gibi yaşam da topraktan , yeşilden doğar. Yediğimiz besinler doğada yetişir. Yaşamamız için temel gereksinimimiz olan oksijeni bize ağaç verir , orman verir. İnsana , hayvana , bitkiye hepsine asıl yuva “Doğa Ana’dır” . Türkiye’de 28 Temmuz – 31 Temmuz 2021 günleri arasında Muğla , Antalya , Mersin , Adana , Osmaniye , İzmir , Manisa , Kütahya , Kastamonu ,Hatay, Bursa , Çanakkale ,Kayseri … ve daha pek çok ilde orman yangınları çıktı ve bugün 2 Ağustos 2021 güncel olarak hala yanmaya devam ediyor , hala yanıyoruz. Bu durumda yangınların olduğu ildeki vatandaşlarımız kendi bireysel çabalarıyla yangınları söndürme çalışmalarına yardım ediyor. Evlerinde olan diğer vatandaşlarımız bir çıkar yol arıyor . Yangınları söndürmek için ne yapacağız ? Yanan alanlardaki hayvanları nasıl kurtaracağız ? Yanan ormanların yenisini nasıl oluşturacağız ? Oluşturacak mıyız ? Nereye fidan bağışı yapacağız ? Bağışlar nereye gidecek ? Bireysel olarak ne yapabilirim ? Kime güveneceğim ? Ruh sağlığımı nasıl koruyabilirim ? Çok büyük bir çaresizlik ve güvensizlik hissediyoruz. Fransız sosyolog Emile Durkheim tarafından ortaya atılan “Anomi Teorisi’nin” tanımı : Kapitalizm ve modern dünyanın oluşumuyla insanda oluşan duygusal boşluk , bir yere ait olamama hissiyatıdır. Anomi oluşan toplumlarda , bireysel ve toplumsal olarak uyuşmazlıklar ve anlaşmazlıklar başlar. İnsanlar, toplumsal olarak yozlaşmaya ve çözülmeye başlar. Önceden beri süre gelen toplumsal geleneklere , toplumsal davranış ve ortak tutumla hareket etmeye , toplumsal kültüre karşı umursamazlık ve duyarsızlık başlar. İntihar vakaları en çok anomi olan toplumlarda görülür. Biz toplumsal bir anomi geçiriyoruz. Ne yapacağız ? Kime sığınacağız ? Çıkar yol kimde ? Bu konuda size 20. Yüzyılın öncü psikiyatrlarından ve Logoterapi’nin kurucusu olan Viktor E. Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabını önermek istiyorum. Frankl bu kitabında , İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi toplama kampındayken geçirdiği yılları ve deneyimlerini anlatıyor ve her insanın hayata tutunma amacının , yaşama devam etme sebebinin kişiye özel olduğunu ve insanın bunu kendi içinde bulması gerektiğini söylüyor. Artık bir kere doğduk , ana rahmine dönme şansımız yok. Doğa Ana’mız yok edilirken elimiz kolumuz bağlı oturmaya ülkedeki belli durumlardan bir bakıma da mahkum edildik ama hala yapabileceğimiz bir şey var sevgili okurlarım.Düşünmek ! Gorge Orwell’in 1984 adlı distopik sosyal bilim kurgu kitabında dediği gibi : “Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı.” Ve Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dedi gibi : “ Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” Lütfen bu yangın halimizde bile umudunuzu yitirmeyin sevgili okurlarım ve lütfen düşünün . Çünkü karanlığın korktuğu ve yenileceğini bildiği tek şey düşünen , sorgulayan insandır. Sonsuz sevgilerimle. – Simay Akça
Yorumlar
Yorum Gönder