TÜRKİYE'DE OPERAYI YAYGINLAŞTIRMA ADINA GİRİŞİMLER
Dünya Opera Gününe özel olarak yazmaya başladığım opera konulu üçlü köşe yazısı dizimin ikinci kısmı ile karşınızdayım sevgili okurlar.Bu yazımda Türk toplumunun sahne sanatlarının en önemli dallarından opera ile Osmanlı Devletinde ilk tanışmasına, daha sonrasında ise Atatürk’ün önderliğinde, Cumhuriyet döneminin başında gerçekleştirilen gelişmelere değineceğim.Keyifli okumalar dilerim.16. yüzyılda Batı’da doğan tiyatro ve müziğin birleşimi diye en temel haliyle tanımlayabileceğimiz bir sahne eseri olan operanın ne olduğunu Osmanlı Döneminde dış ülkelerdeki gelişmeleri gözlemlemek için Fransa’ya gönderilen Yirmizsekiz Mehmed Çelebi’nin Sefaretname adlı eserinde rastlamaktayız.İlk opera temsili III. Selim’in emriyle 1797 yılı Aralık ayında Topkapı Sarayı’nda gerçekleştirilir ve bu adımla ilk kez bir padişah opera eserinin sergilenmesine izin verip temsili seyretmiş olur.Tanzimat Döneminde Batılı devletlerle ilişkilerin artmasının sonucunda Fransız, İtalyan ,Alman, Avusturyalı ve Yunan topluluklar İstanbul ve İzmir’de yeni yapılan tiyatro binalarında opera temsilleri verirler. III. Selim’in hükümdar olduğu dönemde halka kapalı saray temsilleri gerçekleştirilir. Bu temsiller daha sonrasında yabancı elçiliklere , sınırlı ve seçme topluluklara, çoğunlukla yabancı sanatçılar tarafından bazen de amatör ilgilenenler tarafından sergilenir. Bu girişimler Opera Sanatının topraklarımızda ilk gösterimi olarak bir “başlangıç hamlesi” mahiyetinde değerlendirilebilir fakat Opera Sanatı’nın halka indirilememesi , kapalı temsiller ile belli bir kesime sergilenmesi , temsillerin İstanbul ve İzmir dışına açılamaması gibi sebepleri göz önünde bulundurursak son derece cılız kaldığı söylenebilir. Cumhuriyet döneminde, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün her alanda yaptığı eşsiz devrimler sanat alanında da kendini göstermiştir. Günümüzde de varlığını koruyan “Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası”nın kurulması Cumhuriyet’in ilanı ile gerçekleşen gelişmelerdendir. Opera Sanatı alanında da ilerici davranılmış, Türkiye Cumhuriyeti’nde operayı yaygınlaştırma faaliyetleri yürütülmüş yerli sanatçılar yetiştirilmeye önem verilmiştir. Daha öncesinde yabancı opera temsilleri sergilenirken Atatürk’ün isteğiyle 1930 yılında “Opera Cemiyeti” kurulmuştur. 1934 yılında Büyük Opera heyeti La Travia’yı sahnelemiştir.Yine aynı sene Mustafa Kemal Atatürk , İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye’yi ziyaretinde sergilenmesi amacıyla, yerli bir opera temsilinin hazırlanmasını istemiş bunun üzerine “Öz Soy” isimli ilk yerli opera eserimiz Münir Hayri Egel’in libertosunu yazması Ahmet Adnan Saygun’un bestelemesiyle hazır hale getirilmiştir. 1934 yılında gerçekleşen diğer gelişmeler ise “Taş bebek” isimli Türkçe operanın Ahmet Adnan Saygun tarafından , “Bayönder” adlı operanın ise Necil Kazım Akses tarafından bestelenip Ankara’da sahnelenmesidir. Opera alanında akademik çalışmalar ise 1940 yılında Devlet Konservatuarı’nın kurulması ile başlamıştır. Her alanda kalkınmaya büyük önem veren Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk , Kurtuluş Mücadelesini kazanan ve yaralarını hızlıca saran bir ülkede sanat alanında yeniliklerin gerekliliğini hiçbir zaman atlamamış , yerli temsiller yazılmasına , yerli bestekarların çalışmalarına son derece değer vermiş ve bizzat kendi teşvik vermiştir. Bizlere bu cennet vatanı armağan eden , Türkiye Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuz bir saygı ve minnetle anıyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğimle. Sanat ve sevgiyle kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder